YAHYA KEMAL BEYATLI

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

YAHYA KEMAL BEYATLI

Mesaj  poseidon87 Bir Ptsi Tem. 06, 2009 1:06 pm

YAHYA KEMAL BEYATLI

GİRİŞ “On dokuzuncu yüzyılın başından itibaren yeni bir medeniyete gözlerini çevirmiş olan fakat bu yeni medeniyet âleminden neleri seçeceğini layıkıyla bilemeyen Türk aydını, uzun süre eski ile yeni arasında bocalar. Türk Edebiyatı da bu bocalamanın dışında değildir. Yeni hayat tarzı, yeni bir edebiyat ihtiyacını da doğurur. Türk Edebiyatı’nın klâsik güzelliğe ulaşmış kısmı, Divan şiiridir ve Divan şiiri kesin kuralların içine hapsedilmiş dar dünyasıyla şiire sosyal hayatın, politikanın, hatta ilmin teferruatını sokmak isteyen Namık Kemal ve arkadaşlarına dar geliyordu. Onların yıkmak istedikleri Divan şiiri, onlardan farklı bir mizaca sahip olan Abdülhak Hamit tarafından yıkılır. Hamit, şiirinde insanın bin bir duygusunu ifade etmek, adeta anlaşılmazlığını anlatmak istemiştir. Fakat kendinden önce bu tür denemeler bulunmadığı için yolunu bulamamıştır. Servet-i Fûnuncular’ın şekil ile muhtevayı birleştirme çabaları derin olmasa da düzgün şiirler yazılmasına imkan vermiş, fakat onlar da dile yanılmışlardır. Onlardan sonra gelen Türkçü şairler ise, dünyasını, günlük meseleler, bütün bir Türklük dünyası ve efsanesiyle doldurmuşlardır . Yahya Kemal işte böyle bir zamanda geldi ve bu gelişle şiirimizin havası baştanbaşa değişti. Elden ele dolaşan birkaç manzumesi yeni yetişenlere örnek oldu. Etrafına bütün bir nesil toplandı. Hakikaten o, zamanın her ihtiyacına cevap verecek adamdı. Şiirimize eski asâletini iade eden o olduğu gibi hecenin zaferini temin eden de o olmuştur.” 1. YAHYA KEMAL BEYATLI 1.1. Hayatı “ 2Aralık 1984’te, Üsküp’te doğdu. Asıl ismi Ahmet Âgâh’tır. Babası Üsküp Belediye Reislerinden, Niş’li İbrahim Naci Bey’dir. Son devir klâsik nazmımızın tanınmış şahsiyetlerinden Leskofçalı Gâlip, Bey de annesinin amcasıdır. İlk öğrenimine Üsküp’teki: Mekteb-i İreb isimli özel okulda başladı. Orta öğrenimini ise Üsküp ve Selanik idâdilerinde yaptı. Şiire karşı, daha okul sıralarından başlayarak, büyük bir merâkı vardı. 1902 baharında tahsil için İstanbul’a gönderildi ise de, buna imkân bulamadı. Bu sıralarda, Mâlûmat ve İrtika degilerinde, Mehmet Âgâh ismi ile bazı şiirleri de ortaya çıktı. II. Abdülhamit devrinde, hürriyeti seçerek Avrupa’ya kaçanlar arasına o da katıldı. Bu sûretle, 1903 Ağustosu’nda Paris’e gidip bir yıl kadar bir kolejde Fransızca’sını ilerlettikten sonra “Ecole Libre des Sciences Politiques” e devama başladı. Bu okulda kendisini en çok ilgilendiren ders, zamânın tanınmış tarihçilerinden, Albert Sorel’in dersi idi. Bu derslerin verdiği zevk ve hevesle, kendi memleketinin muhteşem mâzisine eğilmek arzûsunu duydu ve böylelikle, Osmanlı tarihini incelemeye koyuldu. Fakat Paris’te kendisini, bu tarih merâkı kadar, belki ondan da çok ilgilendiren şey, Fransız şiirinin o günkü türlü tezâhürleri idi. Bu tarihlerde Paris bulvarları, XIX. Asır Fransa’nın henüz parlaklığını kaybetmemiş büyük fikir ve sanat kudretinin akisleri ile dolu idi. Yahya Kemal, devrin üstâdlarından en genç mümessillerine kadar, edebiyatın ve bilhassa şiirin bir çok şahsiyetleri ile tanışarak, onların meclislerine ve sohbetlerine katılarak, yazdıklarını okuyarak büyük ve samimi bir haz heyecanla ve uzun yıllar boyunca, bu sanat atmosferinin içinde yaşadı. Fransız Edebiyatı hakkında çok esaslı bir vukuf sâhibi oldu. Yalnız, burada şuna dikkat etmek lazımdır ki bu kuvvetli ve yabancı kültür onun şahsiyetini eritememiş, bilâkis, şahsiyetinin teşekkülüne hizmet etmiştir. Onun bu kültürden öğrendiği, birçoklarının öğrendiği gibi, kozmopolitlik değil, tamamıyla tersine olarak, milli yapımıza, yaşayışımıza ve kültürümüze bağlanmaktaki büyük değerin takdiri oldu. Paris’te dokuz yıl kaldıktan sonra , 1912’de İstanbul’a döndü, 1913’te Dârüşşafaka’ya edebiyat ve tarih, 1914’te Medresetü’l-vâizin(Vâizler medresesi) e Medeniyet Tarihi muallimi oldu. 1908’den sonra gelişmeye başlayan Milliyetçilik hareketi ve Balkan Harbi’nin hazin neticesi, onun, milli benliğimize ve değerimize dönüş hakkında vermiş olduğu kararı destekleyen ve besleyen âmiller arasındadır. Yeni çığıra ait ilk denemelerine, daha Avrupa’da iken başlamıştı. Bunları yurda döndükten sonra da uzun müddet neşr etmemiş olmasına rağmen, elde ele dolaşmaları sayesinde, yine adını duyurmuştu. Nihayet, onları 1908’de ve ilk defa olarak, Yeni Mecmua’da neşre
avatar
poseidon87

Mesaj Sayısı : 287
Kayıt tarihi : 03/07/09
Yaş : 30
Nerden : ADANA

Kullanıcı profilini gör http://demonsofhell.roomforum.com/

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz